Internette arama motorunda "The City" diye aradiginizda Google'un dogrudan karsiniza getirdigi nevi sahsına munhasir bir sehir New York. Herkesin tanıdığı, coğunun bildiği, kamera isiklarina, sohrete, iltifata, zenginlige ve cesitlilige aliskin simarik bir star o. Sikago kumral ise, New York sarisin.
Aralik ayinin sonlarina dogru okulun ilk donemini bitirir bitirmez ucaga atlayip New York yollarini tutuyorum. Tutuyorum tutmasina da o kadar kolay olmuyor New York'a kavusmam. Zira Spirit Airlines 4 saati askin bir rotar testine tabi tutuyor bizi. Hem de 3 saati ucagin icinde... Ucaga biner binmez uyuma aliskanligim oldugu icin uyandiktan sonra ucagin hareket etmez vaziyette havaalaninda durdugunu gorunce valizimi almak icin dogruluyorum. O anda hostes hala Detroit havaalaninda oldugumuz aci gercegini alistira alistira soyluyor uyku mahmuru suratima. On dakka bekledikten sonra damarlarimdan akan kanin sesini duyup once yavastan mirildaniyorum. Bu kendimce isinma turu. Zira niyetim birazdan gidip kaptan ile konusmak. Ne diceksem? Ben kendi kendime ara gazi veririken boyle, kaptan mikrofonu aliyor eline, kisa bir ozurun ardindan, "Daha once de soyledigim gibi, bu gecikmeden dolayi sizlere 70 dolar odencek" diyor. Lanet olasica kapitalist sistem!!! Nasil da cozmus DNA'mizi. Hemen sakinlesiyor ve uykuma devam ediyorum. Uyandigimda New York New York....
Hava yagmurlu, azcik da soguk. Binmem gereken otobusun ilkini kaciriyorum, ikincisinde bilet engeline takiliyor ancak ucuncusune binebiliyorum. Ben buyuk sehirlerin yagmurlu hallerinden hazzetmiyorum, New York da asil niyetimi bildiginden midir nedir pek sicak davranmiyor bana. Zaten aramizda reddetmeye dair bir mazi de var. Azcik da onu vuruyor galiba yuzume, pek gunesini gostermiyor. Asil niyetim demisken, amacim hem pek de uzun sayilmayan ara tatilde biraz hava degistirmek hem de arkadas ziyareti gerceklestirmek. New York'u cok merak etmeme ragmen mevsimin de etkisi ile gezme odakli bir seyahat olmayacagini biliyorum. Daha ziyade buradaki arkadaslarimi ziyaret etmek amacim. Asil gezme isini Mayis ayinda New York' u yeniden ziyaret ettigimde yapmak istiyorum. O nedenle hem bu gezi hem de bu yazi New York'a dair bir teaser mahiyetinde olsun istiyorum.
Mesakkatli yolculugun ardindan nihayet sevgili arkadaslarima kavusuyorum. Columbia'da yuksek lisans yapan Okmen, Muhammed, sevgili esleri Gozde, Bilge ve gorebileceginiz en sevimli ve konuskan cocuklardan biri olan Elif. Sonradan Ozge de katiliyor aramiza...
Peki ne yaptik? Soyle ozetleyeyim: Kararinda gezip, arkadaslarla beraber evde guzel vakitler gecirdik, guzel yemekler dahil:
Mesela, yagmurda islanmak pahasina da olsa Wall Street selfimizi yaptik:
Wall Street'in sonunda sans pesinde olan insanlari fotografladik:
Uzaktan sislerin arasindan bizleri hayal meyal selamlayan ozgurluk anitinin selamina karsilik verdik:
Selfie cilginligimiza Broadway ile devam ettik:
Times Square'in gunduz curcunasina taniklik ettik:
Central Park'in agaclarini ciplak goruntuledik:
Hazir girmisken Simit sarayinda simit ozlemimizi giderdik:
Dedigim gibi kararinda gezdik. Ama bu gezimi anlamli kilan daha ziyade arkadaslarimla gecirdigim vakitti. Sehre iliskin daha ayrintili bir yaziyi Mayis ayinda sevgili esim ile birlikte gerceklestirecegim seyahatten sonra yazmak istiyorum. O nedenle cok sevdigim iki fotografla New York Part 1 bolumumuzu bitirmek istiyorum.
Ilk fotograf "Arkadaslarla Olmak Iyidir" isimli eser. Herkesin cok samimi guldugu guzel bir ani oldugunu dusunuyorum bu fotografin. ( Elif'in bakislara dikkat. O zaman gozdesi bendim)
Ikincisi ise bence New York kompozisyonu basarili olan bir fotograf. Arkadaki kalabalik ve reklam isiklarinin karisimini seviyorum. Kiskanarak telif haklarinin Muhammed'e ait oldugunu belirtmek durumundayim.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder